- Çokbilgi.com - http://www.cokbilgi.com -

Türk Dünyası / Turan Devletleri

türk dünyası, turan illeriXVI. yy.’dan bu yana bir taraftan Türklük tarihinin en güçlü ve uzun ömürlü devleti Osmanlı İmparatorlu’ğu en parlak devrini yaşarken diğer yandan kuzeydeki diğer Türkler Rusların ağına düşüyordu. Altınordu İmparatorluğu’nun yıkılması ile bu bölgede Kazan, Kırım Astrahan/Ejderhan, Kasım ve Sibirgibi hanlıklar kurulmuştu.

Bu hanlıklar, önceleri Rus Knezlerine (beylerine) korkulu zamanlar yaşatmışlardır. Fakat iç mücadelelerini sona erdiren Ruslar, Batı’nın tekniğinden, Türk hanlıkları arasındaki kavgalardan ve her hanlığın kendi içindeki entrikalarından iyice faydalanmasını bildiler. Neticede ilk olarak 1552 yılında Kazan Hanlığı Çar IV. (Korkunç) İvan tarafından ele geçirildi. Böylece Rusya tarihinde yeni bir devir açılmış oldu. Kazan Hanlığı uzun zaman Rusların İdil (Volga) boyunca Hazar Denizi’ne doğru ilerlemelerini ve Aşağı Ural sahasında yayılmalarına en büyük engeli teşkil etmişti.

Kazan’ın düşmesi ile Rusların geniş ölçüde Türk illerini istilası imkan dahiline girdi. Rusya’nın yalnız Rus halklardan müteşekkil bir devlet olmaktan çıkıp çeşitli milletlere hakim bir imparatorluk haline gelmesi Kazan Hanlığı’nın zaptı ile mümkün olmuştur. Kazan’ın düşmesi Rus devlet sınırlarının pek kısa bir zaman içinde Hazar Denizi kıyılarına ve Kafkasya’ya kadar dayanmasını sağladığı gibi Ural sahasının da Rusların eline geçmesiyle, Sibir ve Türkistan istikametinde Rus yayılışına geniş imkanlar açılmış oldu.

Rusların, Osmanlı Devleti ile sınırdaş olmaları yine Kazan Hanlığı’nın düşmesinin bir neticesi idi. Çünkü Kazan alındıktan sonra 1556’da Astrahan Hanlığı da Moskova’nın eline geçmiş, az sonra da Rusların bir taraftan Kafkaslar’da Terek nehri boyuna, diğer yandan Azak kalesine yakın sahaya kadar sokulmuşlardı. 1558-1582 yılları arasında yapılan silahlı mücadelelerin neticesinde ise Sibir Hanlığı’nın bağımsızlığı sona erdi ve 1598’de tamamen Rusların eline geçti.

Türk dünyası devletleri hakkında sizler için hazırlamış olduğumuz ayrıntılı sayfalarımızdan yararlanabilmek için, aşağıdaki turan illerinin bayraklarına dokunabilirsiniz.

http://turkdunyasi.cokbilgi.com



türkiye
Türkiye


azerbaycan
Azerbaycan


kazakistan
Kazakistan


kırgızistan
Kırgızistan


özbekistan
Özbekistan


türkmenistan
Türkmenistan


kıbrıs
Kıbrıs T.C.


tataristan
Tataristan


doğu türkistan
Doğu
Türkistan


çuvaşistan
Çuvaşistan


yakutistan
Yakutistan


başkurdistan
Başkurdistan


karakalpakistan
Karakalpakistan


kırım
Kırım


altay
Altay


gagavuzya
Gagauzya


karacay
Karaçay


hakasya
Hakasya


tuva
Tuva


dağıstan
Dağıstan


balkarya
Balkarya


diğer türk toplulukları
Diğer Türk Toplulukları

Sponsorlu Bağlantılar

XVI. yy.’dan beri Sibirya üzerinden çin’e Türkistan üzerinden Hindistan’a ve Kafkasya üzerinden İran ve Türkiye’ye ulaşmak isteyen, fakat XVII. yy.’ın başına kadar Türkistan’a doğrudan doğruya askerî bir saldırıda bulunamayan Ruslar, uğradıkları çeşitli yenilgilere ve karşılaştıkları direnmelere rağmen nüfuzlarını Türk illeri aleyhine devamlı, süratle genişlettiler. 1593-1604 yılları arasında Sibirya tamamen Rusların eline geçti. 1604’te Astırahan ile Kırım arasında yaşayan Nogay uruğları Rus hakimiyeti altına alındı. 1628’de Yukarı Yenisey boyundaki Kırgızlar Rus idaresini tanıdılar; 1731’de Türk Kazak topluluğundan küçük cüz (ordu) Rusya’ya bağlandı; 1783’te Kırım ilhak edildi.

1859’da Kuzey Kafkasya, 1865’te de Taşkent şehri Ruslar tarafından zaptedildi; 1868’de Buhara Hanlığı Rus hakimiyetine girdi. 1873’te Hive Hanlığı, 1876’da Hokand Hanlığı aynı akıbete uğradılar, 1880-1884’te Türkmenistan’ın Ruslar tarafından zapt edilmesi ile başlıca Uygurların yaşadığı Doğu Türkistan hariç, Türk ülkelerinin hepsi Rusların eline geçmiş oldu.

İdil – Ural adı hem siyasî, hem coğrafî tabir olarak kullanılmaktadır. Bunun siyasî yönü bugün ehemmiyetini kaybetmiştir. Çünkü kısa bir süre kullanılmış olup bugünkü siyasî gerçekleri ifadeden uzak kalmaktadır. 1917 yılında Ufa’da toplanan “İç Rusya ve Sibirya Müslümanları Millet Meclisi” tarafından İdil-Ural Devleti’ni kurmak üzere çalışmalar yürütülmüş ise de bu bölgede Bolşeviklerin hakimiyeti ele geçirmeleri üzerine bu proje gerçekleşmemiştir ve bu tabir siyasî ehemmiyetini kaybetmiştir. Fakat İdil-Ural adı coğrafî tabir olarak bugün de ehemmiyetini korumaktadır.

İdil-Ural bölgesi eski Türk İdil boyu Bulgar Devleti (???-XIV. yy.) ve onun varisi Kazan Hanlığı (1437-1552) sahasını kaplamakta olup, bu bölge başlıca Türk, Fin kavimleri ve Ruslarla meskundur, işte bu coğrafî bölge bugün eski SSCB’nin gerek yüzölçümü ve gerekse nüfusça en büyük cumhuriyeti olan RF (Rusya Federasyonu) dahil olup, burada üç Türk, üç Fin Cumhuriyeti, (Mari, Udmurt ve Mordva) ve 10 idarî bölge (oblast) bulunmaktadır, ileride de göreceğimiz üzere bu taksimatlar tamamen siyasî gayelere göre yapılmış, yani ortak Türk ülkesinin parçalanması göz önünde tutulmuştur.

Dünyadaki soydaşlarımızın kafi ve kesin nüfusunu belirlemek hayli zor ve belki de imkansız bir iştir. Eski sosyalist ve demokrasinin hüküm sürmediği ülkelerin vatandaşı olan Türkler hakkında, çeşitli siyasi sebeplerle, kesin rakam ve bilgilerin verilmediği kanaatındayız. Fakat resmi istatistiki bilgiler ilan eden bu ülkelerin verdiği rakamlar doğrultusunda hareket etmenin dışında çaremiz yoktu.

Dolayısıyla da, kendini devletleri içindeki Türklerin nüfuslarını ilan eden ülkelerin verdiği bu resmi rakamları “devletler yalan beyanda bulunmaz” prensibinden hareketle, aynen almak ve bu rakamları ilan etmeyen ülkelerdekiler için ise bir takım tahminler yürüterek dünyadaki genel Türk nüfusunu tespite çalışmaktayız. Konumuz bağımlı veya özerk statüye sahip Türk dilli halklarla sınırlı olduğu için Tablo 28’de  bunlarla ilgili tahminlerimizi veriyoruz.

Türk nüfusunun en yoğun olduğu bölge Bağımsız Devletler Topluluğu’dur (Rusya Federasyonu+diğer Orta Asya ve Kafkas cumhuriyetleri). BDT’de beş Türk cumhuriyeti bağımsızlığını kazanmış, on tanesi (biri Özbekistan’da) özerk cumhuriyet konumundadır. Nüfusları yarım milyonu aşan ve çoğunluğu Kırım Özerk Cumhuriyeti’nde yaşayan Kırım Tatarları, RF’deki 300 binin üzerindeki nüfusa sahip Kumuk veya Ahıska (Meshet) Türkleri ve başkaları ise her hangi bir siyasi temsilden yoksundurlar. Türkiye dışında büyük Türk potansiyeline sahip İran, Afganistan, Bulgaristan ve Irak’taki Türk hakları da siyasi statüden yoksundurlar.

Genelde Türklerin yaşadıkları bölgelerin, yani değişik devletlerin hakimiyeti altındaki Türk ülkelerin çok zengin yeraltı ve yerüstü zenginliklerine sahip olduklarını müşahede ediyoruz. Mesela “kara altın” diye de tabir edilen petrol ve doğalgaz yatakları BDT’nin İdil-Ural bölgesinde (Tataristan ve Başkurdıstan Cumhuriyetlerinde yılda ortalama 40-50 milyon ton), Kafkasya’da (Azerbaycan’da yılda ortalama 20 milyon ton), Sibirya’da (yılda ortalama 150 milyon ton), Batı Türkistan’da (Türkmenistan, Kazakistan ve Özbekistan’da 40-50 milyon ton) çıkarılan petrol ülkelerin tüm ihtiyacını karşılamakla kalmamakta aynı zamanda RF’nin dünyanın en büyük petrol ihraç eden ülkeler arasında yer almasına da sebep olmaktaydı.

Bunun dışında İran, Irak ve Çin’deki (Doğu Türkistan’da yılda ortalama 15 milyon ton) petrol yataklarının büyük çoğunluğu Türk bölgelerinde bulunmaktadır. Petrolün dışında bu yörelerde bir hayli kıymetli (altın, gümüş), stratejik (uran), kömür, demir, bakır, çinko, molibden gibi madenler de bol miktarda elde edilmektedir. Geleneksel besicilik ve ziraat, modern teknolojinin de yardımı ile çok gelişmiş durumda olup mesela Kazakistan tahıl ve canlı hayvan, Özbekistan pamuk ambarı durumundadırlar.

Dünyanın iki büyük ülkesi olan BDT ile ÇHC arasında herhangi bir silahlı çatışma çıktığı takdirde, savaş Türk nüfusunun yoğun olduğu Türkistan’da (Batı ve Doğu) cereyan edebilir. Geçmişte iki ülke SSCB ile ÇHC arasında bundan önce de ufak çapta sınır çatışmalarının olduğu da bir gerçektir. Dolayısıyla Çin’e komşu olan cumhuriyetler Pekin için stratejik açıdan mühim bölge rolünü oynamaktadırlar.

Aynı şekilde Afganistan’ın işgalinde Türkmenistan ile Özbekistan en azından coğrafi konumları itibariyle önemli rol oynamışlardı. İran ve Irak savaşında her iki tarafında Türk asıllı askerleri kullandığı da bir gerçekti. Gelecekte Türkiye üzerinde emelleri olabilecek komşu ülkelerin sınır bölgelerinde Türklerin bulunduğu da bilinmektedir. Muhtemel bir çatışmadan bunların da kendine göre bir rolü olacağı düşünülebilir. Dolayısıyla bu stratejik faktörler ilmi analize muhtaçtırlar.

Bağımsızlığa kavuşan değişik Türk cumhuriyetlerinin ise gerek kendi içlerinde gerekse komşu cumhuriyetlerle başta sınır olmak üzere değişik sorunları vardır. Moskova tarafından çizilen suni sınırların değişmesi mukadderdir. Dolayısıyla 21. yüzyıl yalnız eski Sovyet Cumhuriyetlerinde değil, Yugoslavya gibi Avrupa ülkelerinde de ve dünyanın başka yerlerinde etnik-demografik yapıya bağlı olarak bir takım sınır değişikliklerine sahne olmuş ve olacaktır.

Milli azınlıkların hukukları daha fazla gündeme gelmekle birlikte ülkelerin refah seviyelerinin yükselmediği ve sosyal dengeleri kurulmadığı takdirde aşırı milliyetçi akımların (gerek azınlığın, gerek ise çoğunluğun) saldırganca bir tutum içine girmeleri de kuvvetle muhtemeldir.

11 Eylül 2001’de ABD’ye yapılan terör saldırısı ve akabinde Afganistan’da patlak veren savaş, dünyanın bu ülkelerde menfaatleri olan güçler tarafından yeniden şekillendirilmeye başladığını göstermektedir. Kısacası bu küresel gelişmede azınlık konumunda bulunan değişik Türk toplulukların şu anda sahip oldukları bazı özerkliklerin dahi ellerinden alınması ihtimali kuvvet kazanmıştır.